Ağrı bilimi son yıllarda sakatlık yönetimine bakışı önemli ölçüde değiştirdi. Temel mesaj şu: ağrı beynin koruyucu bir çıktısı ve dokudaki hasar miktarıyla her zaman doğru orantılı değil.
Ağrısı olmayan pek çok kişinin görüntülemesinde disk, tendon veya kıkırdak değişiklikleri bulunuyor
Uykusuzluk, stres, kaygı ve korku aynı yükte hissedilen ağrıyı artırabiliyor
Uzun süren ağrıda sinir sistemi daha hassas hale gelebiliyor; az yük bile ağrı yaratabiliyor
Bu ağrının “hayali” olduğu anlamına gelmiyor; ağrı gerçek, ama her zaman bir hasar alarmı değil
Pratikte bunun anlamı şu: uzun süredir devam eden ağrıda amaç her zaman ağrıyı sıfırlamak değil, ağrıya rağmen kontrollü ve kademeli olarak hareketi ve yükü artırmak. Bu yaklaşım genellikle zamanla ağrıyı da azaltıyor.