Bu yazıyı alışılmış biçimde — üçüncü şahıs, hakemli kaynak, sistematik analiz — yazmayacağım. Bugün daha kişisel bir şey paylaşmak istiyorum: Neden yıllarımı bir kitaba verdim ve bu proje neyin üzerine inşa ediliyor.
Bir Kürek Teknesiyle Başlayan Soru
Her şey kürek teknesinde başladı. İki bin metrelik bir parkurda — altı dakikadan kısa süren bir mesafede — vücudun ne yaşadığını gerçekten anlamak istediğimde, cevapların kolay olmadığını fark ettim. Neden bacaklarım 1.500 metrede bir duvar gibi hissettiriyordu? Neden bazı günler aynı tempo kolay gelirken bazı günler imkânsız görünüyordu? Neden belirli bir kalp atım hızının üzerine çıktığımda her şey birden çöküyordu? Antrenörüm “laktat birikimi” diyordu ama bu cevap yetersizdi. Laktat neydi? Neden birikiyordu? Ve gerçekten kötü bir şey miydi?
Spor Bilimleri lisansı ve Marmara Üniversitesi’ndeki yüksek lisans süreci, bu soruları cevaplamaya başladı. Brooks’un laktat mekiği hipotezini okuduğumda — laktatın atık ürün değil yakıt olduğunu öğrendiğimde — kürek teknesindeki o “duvar” hissinin tamamen yanlış açıklanmış olduğunu anladım. Seksen yıllık bir dogma, bir Berkeley laboratuvarında devrilmişti. Bu keşif beni derinden etkiledi: Spor biliminde “herkesin bildiği” şeylerin birçoğu yanlış olabilirdi. Ve yanlış bilgi, yanlış antrenman demekti.
Türkçede Bir Boşluk
İngilizce kaynaklara ne kadar derinleşirsem, Türkçedeki boşluk o kadar netleşti. Cell Metabolism’de yayınlanan Brooks’un laktat mekiği derlemesi, Nature’daki Bramble-Lieberman evrimsel koşu makalesi, Joyner ve Coyle’un üç sütun modeli, Seiler’ın polarize antrenman verisi — bunların hiçbiri Türkçe spor bilimi literatüründe karşılığını bulmuyordu. Ders kitapları vardı ama çoğu çeviri, yüzeysel, güncellenmemiş. Modern fizyolojinin son yirmi yılda keşfettiği şeyleri — intramiyofibrillar glikojen kompartmantalizasyonu, PGC-1α sinyal yolağı, merkezi vali teorisi — Türkçe okuyan bir sporcu, antrenör veya meraklı nereden öğrenecekti?
Sporeus.com bu soruya bir cevap denemesidir. Site, hakemli araştırmaları jargon yığınından kurtarıp Türkçe okuyucunun anlayacağı bir dilde sunmayı hedefler — bilimsel titizlikten ödün vermeden. Her makale, birincil kaynaklara dayanır. Popüler bilim aktarması değil, doğrudan dergilerden beslenen analiz.
Kitap: Neden ve Ne İçin
Sitedeki makaleler, daha büyük bir projenin parçalarıdır. İnsan Dayanıklılığının Bilimi — 20 bölüm, 216.000 kelime, 3.000’den fazla hakemli kaynak — makalelerin bağlamını, derinliğini ve birbirleriyle bağlantısını sunar. Sitede laktat eşiğini anlattığımda, kitapta o eşiğin mitokondriyal biyogenezle, koşu ekonomisiyle, termoregülasyonla ve antrenman periyodizasyonuyla nasıl iç içe geçtiğini gösteriyorum. Parçalar sitede var; bütün kitapta.
Motivasyonum basittir: Bu bilgi var ama Türkçede yok. İbn Sina bin yıl önce el-Kanun’da konuşma testini — bugün birinci laktat eşiği olarak bildiğimiz kavramı — tarif etmişti. O gözlemden bugüne uzanan çizgiyi Türkçe olarak çizmek, hem araştırmacı hem yazar olarak üstlendiğim sorumluluk [kaynak id=”1″ author=”Alinezhad, N. & Sarrafzadeh, A.” year=”2012″ title=”Avicenna the First to Describe Diseases Which May Be Prevented By Exercise” journal=”Archives of Iranian Medicine”].
Kitap hakkında gelişmelerden haberdar olmak isterseniz, sitedeki e-posta formlarından birine kaydolabilirsiniz. Yayın tarihi yaklaştığında size haber vereceğim — başka bir şey değil, yalnızca kısa bir bildirim.
Okuduğunuz için teşekkürler. Kürek teknesinde başlayan merak, bu sayfaları yazıyor. Ve bu yolculuk devam ediyor.
— Hüseyin Akbulut
